Yıllar önce bugün 24 Ocak’ta dünyaya gelmiş bu adam.

Az konuşan ama çok susan bir adam…

Bu adam hep duygusal bir adam oldu bu yaşına kadar. Oturup bir çocukla ağlayabilecek kadar, penceresinin önünde ki kuşlarla konuşup onlar uçtuğunda bile hüzünlenecek kadar. Eski bir sokak gördüğünde, kim bilir bu sokaktan ne hayatlar geçti deyip hislenecek kadar…

Düşündüm bugün, ömrümün bana kattıklarını ve benden aldıklarını. Mutluluklarımı, hüzünlerimi, hayallerimi, gözyaşlarımı, kahkahalarımı, yaşadıklarım ve yaşayamadıklarımı… Yüreğime dokunanlarla muhabbette olduğum anları, çocukluğumu, ağaç tepesinde meyve yediğim zamanları, kanayan dizlerimi, acılarımı, ağrıyan sol yanımı ve birde rüzgarın bütün sıkıntılarımı alıp götürdüğü bir bank vardı deniz kenarında, işte birde onu düşündüm.

Yeni yaşım bana neler katacak, benden neleri alacak bilmiyorum ama, rabbimden huzur ve sağlık diliyorum. Bundan sonra hatırladığımda tebessüm edeceğim hatıralarım olsun istiyorum.

AĞLAMAK İSTİYORUM, YOK OLMAK İSTİYORUM.

Ağlamak istiyorum, yok olmak istiyorum.

Her şeye, herkese aniden veda etmek istiyorum. Geceleri kalbim üşüyor, nefes alamıyorum. Herkes sevgiye muhtaçken sevgiyi fazlasıyla gören bir insan neden istemez. Canım acıyor desem de bir şeylerin değişmeyeceğini biliyorum. Ölsem dahi en fazla üzülürsün oysa ben geceye kadar senin için öldüm farkında değildin. Yanında olmayı dilediğim kaç gece olamadım, kendimi affetmedim bu yüzden. Ben seni bu denli severken senin umrunda olmamam içimi sızlatıyor. Bilmiyorsun ama canım çok yanıyor. Bilmeni isterdim; ne yaşadığımı, ne hissettiğimi. Bir kez olsun sormadın iyi misin diye ama merak etme iyi olmaya çalışıyorum, bazen yutkunamaz gibi oluyorum, kalbim sıkışıyor sonra geçiyor. Ara ara gözlerim doluyor soruyorum kendime, ben bunları hak edecek ne yaptım diyorum. Anladığım tek şey hak etmediği kadar çok sevilirken, hak edenler hak etmediği kadar az seviliyor olması…


Yazı uyarlamadır; Elfida Eva tarafından yazılmıştır.